Tanı ve Kimlik Arasında: Özne Olmak
Nöroçeşitlilik tartışmalarında "Ben böyleyim" demek ile uzman vesayetine teslim olmak arasındaki ince çizgi ve kişinin kendi deneyiminin sahibi olması.
Tanı ve Kimlik Arasında Sıkışmak
Nöroçeşitlilik, DEHB ve Otizm tartışmalarında yıllardır iki uç arasında gidip geliyoruz.
Psikoterapist Özgür Atlas'ın da belirttiği gibi:
> "Bu tartışmanın iki tarafı da çoğu zaman aynı tuzağa düşüyor: Özneyi kaybediyor."
Bir tarafta tanısını kimliğinin tamamına dönüştürenler var: *"Ben otistiğim, o halde değişmeme gerek yok,"* veya *"Bende dikkat eksikliği var, sorumluluklarım farklı, beni böyle kabul edin."* diyerek tanıyı hayatın tek açıklayıcı ilkesine dönüştürüyorlar. Hatta bunu farklılığın mutlak bir kimliği olarak görüyorlar. Bu noktada tanı, kişinin sahip olduğu özelliklerden biri olmaktan çıkıp, kişinin kendisine dönüşüyor. İnsan farkında olmadan kendisini nesneleştiriyor.
Diğer tarafta ise uzman otoritesinin vesayeti bulunuyor: *"Sen otistiğe benzemiyorsun, sen kendine otistik diyemezsin. Buna ancak biz karar veririz."* diyerek, kişinin kendi yaşamına ve deneyimine ilişkin bilgisini, uzman bilgisinin gerisine iten bir dil kullanılıyor.
> [!IMPORTANT]
> Özne Kaybı: İkisi de insanı "özne" olmaktan çıkarıp tanımlanan bir nesneye dönüştürüyor. Birinde kişi kendi tanısına teslim olurken, diğerinde uzmanın tanımına teslim oluyor.
Özne Olmak Ne Demektir?
Tanı sahibi olmak başka, tanının sahibi olmak başkadır. Özne olmak, tanıyı reddetmek ya da ona teslim olmak değildir. Tanısını tanımak, ama onun tarafından bütünüyle tanımlanmamaktır.
Hiç kimse bir tanıdan ibaret değildir. Tanılar gerçektir, etkileri vardır, destek gereksinimlerimizi anlamamızı sağlar. Ancak tanı insanın tamamı değildir. Nöroçeşitlilik yaklaşımı, ne tanıyı inkar eder ne de onu kutsar. Asıl mesele, bireyin kendi deneyimini anlamlandırma hakkını elinde tutmasıdır:
Bir insan *"Ben otistiğim"* diyebilir.
Bir başkası *"Otistik özelliklerim var ama kendimi böyle tanımlamıyorum"* diyebilir.
Bir diğeri ise tanısını kimliğinin merkezine koymak istemeyebilir.
Bunların hiçbiri tek başına doğru veya yanlış değildir. Yanlış olan, kişinin kendi yaşamını nasıl anlamlandıracağına başkalarının karar vermesidir. İnsan, kendi hayatının yazarı mı olacak; yoksa başkalarının yazdığı bir hikâyenin karakteri mi?
Hayatım Hakkında Son Sözü Kim Söyleyecek?
Otizm ve nöroçeşitlilik tartışmalarında asıl sorun genellikle tanı değil, iktidardır. Kimsenin sormadığı, ancak asıl sorulması gereken soru şudur: *Hayatım hakkında son sözü kim söyleyecek? Ben mi, tanım mı, uzman mı?*
Otizmin tarihi, ne yazık ki bireyler adına verilen kararlarla doludur. İnsanların nasıl konuşacaklarına, nasıl davranacaklarına ve nasıl bir hayat yaşayacaklarına çoğu zaman başkaları karar verir. Oysa insan hakları perspektifi bize bambaşka bir etik sunar: "Biz olmadan, bizim için asla."
Nöroçeşitlilik yalnızca farklılığı kabul etmek ya da bilimsel bir paradigma değildir. Aynı zamanda öznenin kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olmasını savunan, bilginin özneye rağmen değil, özneyle birlikte üretilmesini talep eden demokratik bir hak mücadelesidir.
Uzman mı Konuşacak, Özne mi?
Bilim yol gösterebilir. Ancak hiçbir bilgi, insanın kendi yaşamı üzerindeki söz hakkının yerine geçemez. En gelişmiş bilimsel bilgi bile, insanın kendi hayatı üzerinde söz sahibi olma hakkını elinden alamaz.
Gerçek bir destek modeli, bireyin yerine hedef belirlemek değil; onun kendi hedeflerini belirleyebilmesini ve bu hedeflere ulaşmasını mümkün kılmaktır. İyi bir uzman (veya destek ağı), kişinin yerine kimlik kuran değil; kişinin kendi kimliğini inşa edebilmesi için ona alan açan kişidir.
Destek, öznenin özerkliğini büyütür.
Denetim ise onu küçültür.
Herhangi bir yaklaşım, terapi veya eğitim modeli insanın özne olma kapasitesini büyütmüyorsa, onu sadece yeni bir otoritenin nesnesine dönüştürüyor demektir.
> [!TIP]
> Kendine Hatırlat: Tanın senin kullanma kılavuzundur, senin efendin değil. Gerçek özgürlük ne tanının mutlak kimliğinde, ne de uzmanın mutlak otoritesindedir. Gerçek özgürlük, bu hayatı yaşayan insanın kendi yaşamı üzerinde söz sahibi olabilmesidir. Öznen sensin.