Klinik Otorite vs. Yaşanmış Deneyim (Fenomenoloji)
Beyaz önlüklü teşhis ile durumun bizzat içerisinden bildirilen yaşanmışlıklar arasındaki epistemolojik fark.
Dışarıdan Bakmak ile İçeriden Yaşamak
Nöro Farklılık paradigmasının en büyük tartışmalarından biri 'Epistemolojik Sınır Çizme'dir. DSM-5 kriterleri veya klasik psikiyatri, DEHB ve Otizmi 'dışarıdan gözlemlenen davranışsal eksiklikler' (kıpır kıpırlık, göz teması kurmama) olarak tanımlar.
Oysa 'Yaşanmış Deneyim' (Lived Experience / Fenomenoloji), odak noktasını bu davranışların 'içeriden nasıl hissedildiğine' odaklar. Göz teması kurmamak bir 'İletişim Bozukluğu' değil; içeride yaşanan devasa bir 'Duyusal Yangın'dan (Sensory Overload) korunma çabasıdır.
Günümüzde, sadece klinik gözleme dayanan (ve öznenin sesini duymayan) teşhis modelleri giderek geçerliliğini yitirmekte; yerini 'Nothink About Us Without Us' (Hakkımızda Bizsiz Hiçbir Şey) sloganıyla yükselen ve hastayı 'Özne' olarak kabul eden Nöro-Onaylayıcı modele bırakmaktadır.