Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun Kadın Sağlığı Üzerindeki Etkileri
Kadınlarda DEHB'nin klinik görünümü, tanı zorlukları, hormonal değişiklikler ve yaşam döngüsünün etkileri üzerine kapsamlı bir bakış.
Öz
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB); dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtileriyle karakterize, çocukluk döneminde başlayan ve erişkinlikte devam edebilen nörogelişimsel bir bozukluktur. DEHB uzun yıllar ağırlıklı olarak erkek çocuklar üzerinden incelenmiş; kadınlarda görülen daha az belirgin, içselleştirilmiş ve telafi edici belirtiler yeterince tanınmamıştır. Bu durum kadınların geç tanı almasına, yanlış tanılanmasına veya uygun sağlık hizmetlerine ulaşamamasına neden olabilmektedir. Kadınlarda DEHB’nin klinik görünümü yalnızca biyolojik cinsiyet farklılıklarıyla değil; toplumsal cinsiyet rolleri, hormonal değişimler, eşlik eden psikiyatrik sorunlar ve yaşam dönemlerine özgü sorumluluklarla da şekillenmektedir. Puberte, menstrual döngü, gebelik, doğum sonrası dönem ve menopoz gibi hormonal geçiş dönemlerinde bazı kadınlar DEHB belirtilerinde, duygu düzenleme güçlüklerinde ve işlev kaybında artış bildirmektedir. DEHB ayrıca cinsel işlev, riskli cinsel davranışlar, kontraseptif yöntem kullanımı, planlanmamış gebelik, perinatal ruh sağlığı ve yakın partner şiddeti gibi kadın sağlığının önemli alanlarıyla ilişkili olabilmektedir. Bununla birlikte hormonal değişimler ile DEHB belirtileri arasındaki ilişkinin açıklanmasına yönelik kanıtlar halen sınırlı ve heterojendir. Bu derlemede kadınlarda DEHB’nin klinik özellikleri ve tanılanma güçlükleri; hormonal yaşam dönemleri, cinsel ve üreme sağlığı, gebelik, doğum sonrası dönem, annelik ve menopoz bağlamında ele alınmıştır. Ayrıca kadınların bütüncül olarak değerlendirilmesinde sağlık profesyonellerinin ve hemşirelerin rolleri tartışılmıştır.
Giriş
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, nörogelişimsel temeli bulunan ve bireyin yaşamının farklı dönemlerinde akademik, mesleki, sosyal ve kişilerarası işlevselliğini etkileyebilen bir bozukluktur. DEHB’nin temel belirtileri dikkatsizlik, hiperaktivite ve dürtüsellik olmakla birlikte erişkinlerde organizasyon, zaman yönetimi, çalışma belleği, planlama, göreve başlama, görevi sürdürme ve duygu düzenleme alanlarında yaşanan güçlükler de klinik tablonun önemli bileşenleri arasında yer almaktadır. Genetik yatkınlığın güçlü olduğu DEHB’nin gelişiminde çok sayıda biyolojik ve çevresel etmenin etkileşim içinde bulunduğu kabul edilmektedir. Belirtilerin görünümü ve bireyin yaşadığı işlev kaybı ise yaş, gelişim dönemi, çevresel talepler, eşlik eden hastalıklar ve sosyal destek düzeyine göre değişebilmektedir (Faraone ve ark., 2021).
DEHB araştırmaları ve tanısal uygulamalar tarihsel olarak erkek çocukların daha görünür hiperaktif ve dürtüsel davranışları üzerine yapılandırılmıştır. Kadınlarda ve kız çocuklarında dikkatsizlik belirtilerinin, içsel huzursuzluğun, duygusal değişkenliğin ve telafi edici davranışların daha ön planda olabilmesi, DEHB’nin gözden kaçmasına neden olabilmektedir. Akademik başarının görece korunması, toplumsal beklentilere uyum sağlama çabası, aşırı hazırlık yapma ve mükemmeliyetçi davranışlar kadının yaşadığı güçlükleri görünmez hâle getirebilir. Ayrıca anksiyete, depresyon, yeme bozuklukları ve duygudurum belirtileri temel sorun olarak değerlendirilerek altta yatan DEHB tanısı gecikebilir (Young ve ark., 2020; Attoe ve Climie, 2023).
Kadınlarda DEHB’nin değerlendirilmesi yalnızca kadın ve erkek arasındaki belirti farklılıklarına indirgenmemelidir. Toplumsal cinsiyet rolleri, bakım sorumlulukları, eğitim ve çalışma yaşamındaki beklentiler, hormonlarla ilişkili yaşam dönemleri, cinsel ve üreme sağlığı gereksinimleri ile sağlık hizmetine erişim deneyimleri birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle kadınlarda DEHB’nin yaşam döngüsü yaklaşımıyla incelenmesi, hem bozukluğun daha erken tanınması hem de kadın sağlığı hizmetlerinin bireyselleştirilmesi açısından önem taşımaktadır (Kooij ve ark., 2025).
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğuna Genel Bakış
DEHB belirtileri dikkatsizliğin baskın olduğu görünüm, hiperaktivite ve dürtüselliğin baskın olduğu görünüm ve birleşik görünüm şeklinde sınıflandırılmaktadır. Dikkatsizlik; ayrıntılara dikkat etmekte zorlanma, görevleri tamamlayamama, dinlemiyormuş gibi görünme, eşyaları kaybetme, unutkanlık, dikkatin kolayca dağılması ve organizasyon güçlüğüyle kendini gösterebilir. Hiperaktivite ve dürtüsellik ise yerinde duramama, içsel huzursuzluk, aşırı konuşma, başkalarının sözünü kesme, beklemekte zorlanma ve sonuçlarını yeterince değerlendirmeden karar verme davranışlarını içerebilir. Erişkinlikte belirgin motor hareketlilik azalabilmekte; bunun yerine zihinsel huzursuzluk, aynı anda çok sayıda işle meşgul olma, sabırsızlık ve sürekli uyarılma arayışı ortaya çıkabilmektedir (Faraone ve ark., 2021).
DEHB tanısı herhangi bir laboratuvar testi veya görüntüleme yöntemiyle tek başına konulamamaktadır. Tanılama sürecinde belirtilerin çocukluk döneminden itibaren var olması, birden fazla yaşam alanında görülmesi ve belirgin işlev kaybına yol açması değerlendirilir. Klinik görüşme; gelişimsel öykü, eğitim ve çalışma yaşamı, aile ilişkileri, sosyal işlevsellik, psikiyatrik eş tanılar, madde kullanımı, uyku, travma öyküsü ve fiziksel sağlık durumunu kapsamalıdır. Olanaklı olduğunda aile üyeleri, eski okul kayıtları veya bireyin çocukluk dönemini bilen kişilerden alınan bilgiler tanısal değerlendirmeyi destekleyebilir. Kadınlarda yalnızca görünür hiperaktiviteye odaklanılması tanının atlanmasına neden olabileceğinden içsel huzursuzluk, zihinsel dağınıklık, aşırı yüklenme, kronik erteleme ve telafi edici davranışlar özellikle sorgulanmalıdır (Young ve ark., 2020; Attoe ve Climie, 2023).
DEHB’ye depresyon, anksiyete bozuklukları, madde kullanım bozuklukları, yeme bozuklukları, uyku sorunları ve diğer nörogelişimsel bozukluklar eşlik edebilir. Duygu düzenleme güçlüğü tanı ölçütlerinin temel bileşenleri arasında yer almamasına rağmen erişkin DEHB’de klinik açıdan önemli bir sorun olarak bildirilmektedir. Duyguların hızlı ve yoğun yaşanması, öfke ve hayal kırıklığı toleransının düşük olması, eleştiriye aşırı duyarlılık ve olumsuz duygudan çıkmakta zorlanma kadınların kişilerarası ilişkilerini, benlik algısını ve günlük işlevselliğini etkileyebilir. Sistematik derlemeler, erişkin DEHB belirtilerinin şiddeti ile duygu düzenleme güçlüğü arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermektedir (Soler-Gutiérrez ve ark., 2023).
DEHB’nin yönetimi bireyin yaşı, belirti şiddeti, işlev kaybı, eşlik eden hastalıkları, yaşam koşulları ve tercihleri doğrultusunda planlanır. Tedavide farmakolojik yaklaşımların yanı sıra psikoeğitim, bilişsel davranışçı terapi, DEHB odaklı koçluk, zaman ve görev yönetimi stratejileri, çevresel düzenlemeler, uyku hijyeni ve sosyal destek uygulamaları kullanılabilir. Kadınlarda tedavi planlaması yapılırken menstrual döngü, gebelik isteği, kontraseptif yöntem kullanımı, gebelik, emzirme ve menopoz gibi durumların ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
> "Tedavi kararları yalnızca ilaç kullanımının olası riskleri üzerinden değil, tedavi edilmeyen DEHB’nin kadın ve ailesi üzerindeki işlevsel ve güvenlikle ilişkili sonuçları üzerinden de ele alınmalıdır." (Young ve ark., 2020; Scoten ve ark., 2024)
Kadınlarda DEHB’nin Klinik Görünümü ve Tanılanma Güçlükleri
> "Kadınlarda DEHB çoğunlukla sessiz, içselleştirilmiş ve çevre tarafından daha az rahatsız edici görülen belirtilerle ortaya çıkabilir."
Kız çocuklarının sınıfta belirgin davranış sorunları göstermemesi, dalgınlıklarının veya hayal kurmalarının kişilik özelliği olarak değerlendirilmesi ve akademik başarılarının belirli bir düzeyde sürmesi yönlendirilme olasılığını azaltabilir. Kadınlar ilerleyen yıllarda artan sorumluluklar karşısında kullandıkları telafi yöntemlerinin yetersiz kalmasıyla sağlık hizmetine başvurabilir. Özellikle üniversiteye başlama, çalışma yaşamına geçiş, evlenme, gebelik ve annelik gibi yapı ve sorumlulukların değiştiği dönemlerde belirtiler daha görünür hâle gelebilir (Young ve ark., 2020).
> "Kadınlardan düzenli, planlı, sakin, ilişkisel gereksinimlere duyarlı ve bakım verici olmalarının beklenmesi, DEHB belirtilerini telafi etmeye yönelik yoğun çabaya neden olabilir. Sürekli yapılacaklar listesi oluşturma, aşırı erken hazırlanma, uyku ve dinlenmeden ödün verme, hata yapmamak için işlere gereğinden fazla zaman ayırma ve başkalarından yardım istemekten kaçınma sık görülen telafi örnekleridir. Bu yöntemler kısa vadede işlevselliği korusa da uzun vadede tükenmişlik, yetersizlik duygusu, düşük benlik saygısı ve kronik stresle sonuçlanabilir."
Bu nedenle tanısal değerlendirmede yalnızca ortaya çıkan performans değil, performansın hangi bedeller ödenerek sürdürülebildiği de sorgulanmalıdır (Attoe ve Climie, 2023).
Kadınlarda anksiyete veya depresyon belirtilerinin DEHB’den önce fark edilmesi de tanı sürecini etkileyebilir. Uzun süreli organizasyon güçlükleri, akademik ve mesleki başarısızlık deneyimleri, ilişkisel çatışmalar ve tekrarlayan eleştiriler ikincil depresif ve anksiyöz belirtilere katkıda bulunabilir. Bununla birlikte anksiyete, depresyon, travma sonrası stres bozukluğu ve bipolar bozukluk gibi durumlar da dikkat, dürtüsellik ve duygu düzenleme alanlarında benzer belirtiler oluşturabilir. Bu nedenle kadınlarda tanı, belirtilerin başlangıç zamanı ve gelişimsel seyri dikkate alınarak kapsamlı bir ayırıcı tanı sürecinin ardından konulmalıdır.