Otizm, ARFID ve Duyusal Beslenme
Dyt. Seda Doyan'dan nöroçeşitli bireylerde seçici yeme davranışının (ARFID) anatomisi: 'Şımarıklık değil, duyusal bir savunma mekanizmasıdır.'
ARFID: Şımarıklık Değil, Nörolojik Savunma
Otizm spektrumundaki bireylerin ve DEHB'lilerin yeme alışkanlıklarında sıklıkla görülen "seçici yeme" (picky eating) durumu, toplum tarafından genellikle "şımarıklık," "inatlaşma" veya "kötü ebeveynlik" olarak nitelendirilir. Ancak klinik pratikte bu tablonun adı **Kaçıngan/Kısıtlı Yiyecek Alımı Bozukluğu'dur (ARFID - Avoidant/Restrictive Food Intake Disorder)**.
ARFID, bireyin kilo alma korkusu veya beden algısı bozukluğu yaşadığı anoreksiya gibi klasik yeme bozukluklarından tamamen farklıdır. Dyt. Seda Doyan'ın vurguladığı gibi, ARFID'in temelinde Duyusal İşlemleme Bozukluğu (Sensory Processing Disorder) yatar. Birey yemeğin kalorisiyle değil; ağızda bıraktığı hisle (pürüzlü, sümüksü, pütürlü), kokusuyla, sıcaklığıyla veya çıkardığı sesle ilgilenir. Sinir sistemi, belirli dokulardaki yiyecekleri kelimenin tam anlamıyla bir "tehdit" olarak algılar ve öğürme refleksi (gag reflex) veya panik hali tetiklenir.
---
"Safe Foods" (Güvenli Gıdalar) Neden Karbonhidrattır?
Nöroçeşitli bireylerin diyet listelerine bakıldığında, tüketebildikleri gıdaların genellikle bej veya sarı renkli, karbonhidrat ağırlıklı, kuru ve paketli gıdalar (kraker, makarna, patates kızartması, tost) olduğu görülür. Bunlara literatürde **Safe Foods (Güvenli Gıdalar)** denir.
Bunun nörolojik bir sebebi vardır: Öngörülebilirlik (Predictability).
Otistik bir zihin sürprizleri sevmez. Bir krakeri veya belirli bir marka makarnayı yediğinizde, her ısırıkta alacağınız tat, doku ve ses %100 aynıdır. Beyin bunun güvenli olduğunu bilir. Ancak bir üzüm veya elma yediğinizde işler değişir: Bazı üzümler ekşi, bazıları tatlı, bazıları sert, bazıları ise yumuşaktır. Her lokma, aşırı uyarılmış ve yorgun bir sinir sistemi için "acaba bu kez ne hissedeceğim?" kaygısı taşıyan bir uyarandır (sensory gamble).
Bu nedenle, okulda veya işte bütün gün maskeleme yaparak tükenmiş bir AuDHD bireyi, eve geldiğinde sürprizlerle dolu bir salata yemek yerine, her zamanki güvenli krakerini yemeyi tercih eder. Bu bir sığınaktır.
---
"Aç Kalırsa Yer" Efsanesi ve Zorla Yedirme Travması
Nörotipik çocuklara uygulanan "aç kalırsa mecbur yiyecek" veya "tabağındakini bitirmeden kalkamazsın" gibi geleneksel ebeveynlik taktikleri, nöroçeşitli bir bireyde yıkıcı sonuçlar doğurur. Dyt. Doyan, bu yaklaşımın yeme bozukluklarını kalıcı hale getirdiğini belirtmektedir:
1. Travma Kodlaması: ARFID'li bir birey aç kaldığında o yemeği "mecburen" yemez; kelimenin tam anlamıyla açlıktan bayılmayı tercih eder. Eğer zorla yedirilirse, o anki stres (kortizol ve adrenalin deşarjı), beyin tarafından o gıdayla eşleştirilir. Gıda, artık bir travma tetikleyicisi haline gelir.
2. Kademeli Maruziyet (Food Chaining): Yemeği sevdirmek yerine, ona "katlanılabilir" formlar bulmak esastır. Birey elmanın dokusunu sevmiyorsa ancak püre seviyorsa, elma püresi sunulur. Karnabaharı haşlanmış sevmiyorsa, fırında çıtır kraker formunda verilebilir.
3. Tabakta Durma İzni: Bazen bir yiyeceğe alışmanın ilk adımı, onu yememek ama tabağın köşesinde durmasına (görsel maruziyet) veya sadece koklamaya izin vermektir.
> [!TIP]
> ARFID tedavisinde amaç bireye 'her şeyi yedirmek' değil, yetersiz beslenmeyi önleyecek kadar gıda çeşitliliğini (vitamin/mineral desteği ile birlikte) güvenli ve travmasız bir şekilde sağlamaktır.